7 Şubat 2015 Cumartesi

Duyguları Hissetme Kılavuzu





Ben yeterince sakinim aslında. Sakinlikten kastım kabullenme gücümün artması. Bir şeye inanmak inanılmaz bir şey. Özellikle de bir insana. En son birine doğru uçmuştum. Kollarım yoktu. Bir şeye bu kadar uçabilmem acayip şaşırtıcıydı.  Sonra olmadı. Uçtuğum hızda çakıldım. Ama çakılmak emin olun uçmaktan çok daha güzel. Yani, bir şeye saçlarınızı kestiriyorsunuz.  Saçlarınız var. Saçlarını kesiyor mesela. Buna üzülüyorsunuz. Fakat aniden duruyor. Siz duruyorsunuz. Zaten hareket halinde değildiniz ama duruyorsunuz. Başka birine sığınıyor ya da maç izliyorsunuz. Olayın çakılma kısmı da tam burası. Kötü hissetmeniz lazım. Mahvolmanız lazım. Ama buna bile enerjiniz yok. İnsan nasıl kötü hissedeceğine dair bir kılavuz edinmeli. Benim bir kılavuzum yok. O yüzden bir şey hissedemeden hayata geri dönüp, gülüyorum. Canın sağolsun diyorum bir taraftan da. Dünyanın en güzel lafı. Bir şeyden vazgeçmenin en erdemli hali. Vazgeçmeye bayılıyorum. Onun verdiği duyguya. Hah, ama işte o duyguyu nasıl hissedeceğimi bilmiyorum. Alkışlarken ellerim azalıyor sadece. Saçlarımı uzatmaya devam ediyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder