Bir
yakup ağlasın artık.
terry grandchester da ağaçtan insin.
sabahları kapıları,
kim çalsın kanunları obuaları.
erkek olan kadını kadın olan
peygamberi görmüştü rüyasında.
ben o sıra dünyaya güldüm.
ablamla topsuz koşular..
duvarları ve fıskiyeleri anlamaya çalışırken biz,
çoğu insan sabahlara kadar çin’de yaşar.
atari vardı. mustapha vardı.
sabahları varlığımızı armağan ederdik
akşamları r.muhtar vardı.
üç su damlası ağır çekim inince
saat 16:32’de tenime,
o hışımla doksanları yarılamıştı
cumhuriyeti ve türkiye.
ah ne çok isterdim tarihi biraz da
ayağa kalkmadan okumak.
nedense pek mühimdi doksanlarda
orospu çocuğu olmak.
İki
elleri ceplerinde bir adam babamı
soruyor.
sanayi devrimini kızlar bana gülümsedi.
ellerimi sıkarak anlıyorum.
-hem yarın tekrar cumartesi –
birden aklıma cuma’dan çıkar gibi akın.
hatırlasana: üçüncü
mehmed’in kardeş sevgisi
seni üçüncü mehmed transfer piyasasının en çok
seni biraz da haber turk spikeri yaptıktan sonra yavaşça
seni renklerime bağlayıp gazetelerde sayfalarca
seni işte ve kaynadıysa çayın altını bir güzel
sonra sen uyanıp bir sabah haçova savaşında
bak gördün mü onaltıncı kardeşinin yazdığı bir şiir geldi aklıma :
Meyhaneye ilk varışım*
Öyle sermestim ki her an sâkinâme
yazabilirim.
Ben bu konulara bilhassa seninle
temas etmek isterim.
Vakanüvis yaklaşmayalım fakat yoksa
Viyana’ya gelmeden dans ederim.
Köçek olmak da bana koymaz sadece
akşamları cima severim.
Palikar bade getir böyle edip bekri
göremen bencileyin…
Doldur bre saki doldur da şöyle bir
kavimler göçü edeyim
Ben meyperest olmuşum içerimde
afitab-ı temmuz.
İki kadeh sonra başlayacak o şehvetengiz
hatuna taarruz.
*kaynaklar
1595 yılına ait bir şiir olduğunu söylüyor. fakat bu söz konusunda kesin bir
bilgi yok.
Üç
ne zaman başlarsa şevket abinin karate kursları, işte o zaman icat
edilir festivallerden ödülle ayrılan macar yapımları. pardesümü giymeden, mavi
pijamalarımla sokağa çıkıyorum. insanlar kucağıma kurduğum yumruklara bakıyor
ve fena halde sabah oluyor.eve dönüp süratle bir araba kazasına giyiniyorum.
-haberlere çıkan adam kısa saçlı
bağırıyor:
“bir daha insaniyetlik yaparsam
otobüs çarpsın”-
en büyük asker otogar’dan havaya doğru yükseldi ve rastladığım
bütün behçet bey’ler ölü. bugün, beni eve döndüremeyecek bazı sebeplerim var.
okulda yaslandığım taş duvar adını bilmediğim selçuklu sultanını teneffüslerde
ağlatıyor.
burada zamanı çok olan bir çocuk
kilosunu ve kahkahasını öğreniyor.
Dört
bir dakikalık saygı duruşundan
mağlup döndüm.
seher şeniz geçti sokaktan, cahide
sonku.
kılıcımı havaya kaldırırken saatime
baktım
ve evet, işte.. ”yenecem seni
bolu.”
ben hâlâ telefon kulübelerinden çıkıp üzülüyorum.
medine’de bir yanlışlık oldu,
art arda on iki tane fassbinder filmi izliyorum.
21. yüzyılda lirik şiir yazılır mı?
“yazılır mı ulan” diyorum.
cevap bulabilmek için gördüğüm ilk yirmi dört yaşıma
sakallarımla giriyorum.
-dışarı çıkınca karşılaştığım herhangi bir insana:
:“acaba 04.06.1989’u hatırlıyor musunuz?”
artık hafta sonları da evde
oturuyorum.
Aras K.
Daha önce Duvar ve Şeyderg'de
çıkmıştı.
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder