Bir
dönüş yapmak değil hiç değil. Unuttunuz bak, değil hatırlatmak değil. Bir
“fakat” bu. Toptancı mantıkla girişirken, yürürken ve uzaklaşırken arada gözden
kaçıyor. Bazen “Allah hepsinin belasını versin” demeden önce bir şiire yeniden
denk gelmek. Mek. Mekanın önemi değil bu da değil. Neden değil Necatigil?
Bir
adamı sevmek. Ama yani. Kötü şakir diyelim Namık K.. Bu adamı hani tut vur
duvara. Ama nasıl olduysa Adana yolunda önlü arkalı denk geldik herifle. Sonra
da olan oldu mola yerinde oturup çay içtik. Ben ben ve Namık Namık. Adamın
“Aşkın Rengi Siyahtır” diye kitabı var ama çay güzel. Adana yollarında,
molalarda kırılır alkış sesleri, dururken birden düşünürsünüz Kuala Lumpur
gelir, ağaçlardan, aralarından hücumu gölgelerin. O yüzden işte bir şekilde böylece
oturduk Namık’la. Saçma sapan şeylerden bahsediyor tabi. Yok edebiyatın gücü
yok Şair’in görevi kedi var geçiyor önümüzden adam bak diyor bakışsız bir kedi,
o derece yani, vursan vurursun ama adam iyi Esteban, çayı falan ödüyor, tavsiye
veriyor, ihtiyacın olursa diyor, o Edebiyat Festivali’ne ben evde oturmaya
gidiyor, Oradan sonra haber yok. Bir iki yıl sonra Kitab Fuarı’nda bir panelde
gene saçmalarken karşılıyorum kendisini.
Buradan
gelmeyeceğim Necatigil’e. Orhan Kemal’e de gelmeyeceğim. İşin özü herkes
yanlışlıkla da olsa bir şey yazar. Ama sen bunu mesela 5 yıl önceden okuduğunda
meh der gidersin. 5 yıl sonra ne olursa olur işte. Buradan da gelmeyeceğim
Necatigil’e. Hiç bile gelmemek için, yaygın bir inanışın aksine Tanrı’nın yok
gözüktüğü yerler vardır doğada.
İyi
Şair midir Kötü Şakir midir orasını ben bilmem. Bir adamın şiirlerini
değerlendirirken külliyatına da girmek gerekir belki ama niyetim yok, hem
sonuçta daha önce bir yerde yine bir şekilde söylediğim gibi: Bana ne yani. O
kadar eleştirmen var. Olmadı Enis var Batur batur yazıyor adam. Geçen
kütüphane’de hiç üşenmedim bütün kitaplarını topladım Batur’un. Hepsi birbirine
benzeyen hepsi toplanmış bir dolu kitap. Hani benim yediğim azami simit miktarı
kadar kitabı var adamın. Oysa bizler, yani burada tam da bu nedenle Bir Enis
Batur kariyerini…
Diğer
kitaplarına hiç girmeden, En/Cam çin, Zebra çin, İki Başına Yürümek çin, kısa
bir yürüyüş yapmak çin, gelebildik nihayet Necatigil’e . Süreya sevmediğim bir
şiirinde anlatır da anlatır Necatigil’i. Nereye mi yazardı şiirlerini? Diye
sorular sorar. Bütün bunlardan azade sevmek çin Necatigil’i tek bir şiiri bile
yeterli olabilir. Hayatında çektiği sıkıntılar artık bir Şakir’in serencamı
olmamalı. Bizim Cafer de çeker sıkıntı üstüne üstlük şiir de yazmaz. Daha ne
olsun.
Buradan
üzerine yürüdüğüm Necatigil çok basit bir şekilde yapabileceği şeyleri çok
basit bir şekilde yapmadığı için de önemlidir. Sadeliği, lafı uzatmaması,
iddiasız görünmesi, büyük büyük konuşup ahkâm kesmemesi, en azından bahsettiğim
kitablarda, anladığım bir şey, henüz Necatigil’e gelemedik.
Nışadır
şiir’de söylememek, söylemeyi ertelemek için uygun bir örnek midir?
Hatırlıyorum tam da şimdi, işte bu şekilde hatırlıyorum, yıllar evvel
Birikim’de bir yazı… Murat Belge’li yazı. Üzerine üzerine Necatigil’li yazı.
İşte ben o an bir hata yapıp, Murat Belge’ye kanarak (Üstelik Necatigil’i de
severmiş Belge, pek severmiş hı-hı) Necatigil’den uzaklaşmış, tam da okumadan
hımm ve ehm’lemiş idim. O yazısında Mr.
Belge, günlük yaşamda Necatigil’in gözlemlerinden, işte yok sevgilisini terk
edip başka bir erkeklen evlenen kızın trajedisinin Necatigil’in şiirinde dile
geldiğinden, den den den bahsedip duruyordu okunamayacak kadar sayfalarca.
Seçtiği dizeleri de görsen yani bu Murat Belge dersin iki tane şiir okumamış
hayatında. “Roman Yapısı” “Birey ve
Roman” derken hüüp diye makineye çekip bırakmış şiiri. İşte bu yüzden ve bu
yazıdan ötürü ben girememişim Necatigil’e. Okudukları kişiyi nasıl da etkiliyor
bilmeden.
Ama
Mustafa Irgat da ne diyor bak “Behçet
Necatigil konusundaysa şunu belirtmek isterim (...) hiç kuşkusuz cins bir
şairdir.” (Hâlâ okuduklarınızdan etkilenip mi dönüyorsunuz Şakirlere?) Kötü yazmak için de en azından kötü bir
şeyler okumamız ya da unut.
İkibinciyeni
Şiir, Aşan Şiir, Ayhan Aşan şiir, böyle aktüel olandan, zamana duyulan bu
güvenden, geçenden, kalandan, gidenden ziyade, 2012’de Necatigil’e işte tam da
böyle bir yazıyla dönülmez. Dönülmesin de zaten. Dönülemeyecek kadar önünde, bu
dile çevrilmemiş bir kitabda dendiği gibi “ölüm ve gözyaşına rağmen neşeli bir
kitap.”
Oturup
saysan bin kişi vardır şu Şiir Kamusu, yani benim görmek istediğim, bildiğim,
takip ettiğim bu ve bu kadar sayı bir merkez olma çabasına giriyor ya Gülen
Adam’ı Amarcord. Böyle bir dünyada böyle bir merkez olur mü? Ortada durdu
Necatigil. Ne yani durmasın mı? Böyle yaşadı böyle öldü. En çok da durdu.
Herkes en çok durur demeyerek, şimdi filanca yerde mutlaka bir soğuk su
akıyordur, ayakları, masa ayakları içindedir bu suyun. Demek istediğim bu
kadar.
Daha önce Şeyderg'de yayınlanmıştı.
Aras K.
Daha önce Şeyderg'de yayınlanmıştı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder